in

Toplumsal Cinsiyet (Işıl Yağmur Ünver)

Her insan bir topluma ait olarak doğar. Yaşadığı hayat boyunca toplumda büyür ve en nihayetinde topluma bağlı bir şekilde topluma veda eder. Toplum insanlardan oluşur. İnsanlar da kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyetten meydana gelirler. Toplum kadın ve erkeğe cinsiyet farklılığı bakımından farklı özellikler atfeder. Örneğin; genelde kadından ‘’ev işlerini’’ yürütmesi istenirken; erkekten ‘’ailenin gelirini’’ sağlaması beklenir. Kadın ve erkek birlikte çalışıyor olsalar bile, en azından iş dönüşü erkeğin yeri televizyonun karşısı; kadının yeri ise mutfaktır. Kadınlardan ve erkeklerden beklenen roller, davranışlar, duygular, faaliyetler farklıdır. Kadın ve erkek olmak cinsiyet kavramı olarak birbirinden farklılaşsa da toplumda oluşan bu gibi farklılıkların açıklanmasını sağlayan bir kavram da ‘’toplumsal cinsiyet’’ kavramıdır.
‘’Cinsiyet terimi, kadın ya da erkek olmanın biyolojik yönünü ifade eder ve biyolojik bir yapıya karşılık gelir. Cinsiyet, bireyin biyolojik cinsiyetine dayalı olarak belirlenen demografik bir kategoridir.’’ Cinsiyet; insan ırkının biyolojik olarak farklı olduğunu belirten bir terimdir. İnsan ırkı kadın ve erkek cinsiyetlerinden oluşur. Toplumsal cinsiyet kavramı ise; toplumun kadın ve erkeğe atfettiği şeylerin tümünü oluşturur. Cinsiyet, birey açısından, yaşamın ilk yıllarından itibaren toplumsal kategori olarak da anlam kazanmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda bireyin biyolojik cinsiyetini merkez alan bir anlayış dünyası inşa olur. Oluşan bu dünyanın adı ise toplumsal cinsiyettir.(gender) Toplumsal cinsiyet, topluma ait olan insanın biyolojik cinsiyetine göre yapıp etmesi gereken davranış, duygu ve düşünceleri oluşturan toplumsal normlar ve söylemlerdir. Toplumsal cinsiyet kadına ve erkeğe yapması gereken toplumsal kuralları belirler. Toplumun kadın ve erkekten beklentisini oluşturur. Kadının ve erkeğin yasalarda yazmayan fakat beklenen davranışı yerine getirmeyince suçluluk duygusuna kapılmasına neden olan kalıpların bütünü toplumsal cinsiyetin getirisidir.
Her toplumun kendine ait yaşam tarzı vardır. Her toplum kendi kültürünü oluşturur. Kültür öznel olarak kendi toplumuna aittir. Toplumsal cinsiyeti oluşturan faktörler arasında büyük önem taşıyan nitelik kültürdür. Kültüler yaşam boyunca ait olduğu toplumun maddi ve manevi her alanında yer almaktadır. Kadın ve erkek ilişkilerinden, her cinsiyetin toplumsal rolü de bu şekilde etkilenir. Mesela ataerkil anlayışına sahip olan toplumda kadınlara ve erkeklere sağlanan imkanlar ve yaşam şartları aynı değildir. Erkeğin sert, sözü geçen, her şeye hakim olması gereken birey olarak algılanmasına karşın kadın daha pasif, ‘’erinin’’ sözünü dinleyen, çok söz sahibi hakkı bulunmayan bireyler olarak yaşadığı görülmektedir. Her toplum; özellikle sosyalleşme döneminde topluma adapte olmaya çalışan bir fert için belli başlı normlar oluşturmuşlardır. Bunlar toplumsal cinsiyet kalıp yargılarıdır. ‘’Cinsiyet kalıp yargıları, toplumun bir grup olarak kadınlardan ve erkeklerden beklediği bazı davranış ve özelliklerdir.’’Kadından beklenen davranış kalıpları daha ‘’kadınsı’’ iken bunun zıttı durumlarında da probleme kadar gidecek ciddi gerek toplum; gerek psikolojik sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Muhtemelen kadınların daha duygulu, daha duyarlı oldukları, çocukları sevdikleri ve çocuk bakımından anladıkları, yemek yapmayı bildikleri, fedakar oldukları vb.; erkeklerin de bağımsız, soğukkanlı, cesur, kuvvetli oldukları, ev dışında çalıştıkları vb. düşünülür. Bunların hepsi cinsiyet kalıp yargılarının sonuçlarıdır. Cinsiyet kalıp yargıları bazı sosyal yaşamlarda o kadar benimsenmiştir ki bunlara uyulmaması sonucunda maddi yaptırımdan çok manevi yaptırım uygulanır. Bu da insanları bu davranış kalıplarına uygun davranmaya zorlar. Kişi zaten bunu benimsediği için normal bir davranış olarak görür. Toplumsal cinsiyet beraberinde cinsiyet ayrımını da getirir. Çünkü erkeğe ve kadına farklı davranışlar gösterir. Bazı durumlarda bir cinsi yükseltir. Ataerkil toplumlarda erkeklere sağlanan imtiyazların fazla olması kadını geri plana atar. Bu ortamda cinsiyet ayrımı kaçınılmaz olarak görülür. Günümüzün en büyük problemlerinden olan kadına şiddet de tüm bunların getirisidir. Toplum içinde yükseltilen erkek, kadın karşısında gücünü fiziksel olarak gösterir. Toplumun erkeğe atfettiği sorumluluklar erkeğin kendini büyük görmesini sağlar. Bu da maalesef ki şiddeti beraberinde getirir.
SONUÇ
Toplumsal düzen, kadın ve erkek için birbirinden bütünüyle farklı iki ayrı davranış, düşünüş ve algı dünyası öngörmektedir. Çocuğun biyolojik cinsiyeti anne-baba tarafından bilindiği andan itibaren, ister doğum öncesinde ister doğum sonrasında olsun fark etmez, toplumsal cinsiyetin o çocuk için uygun özellikleri derlenmeye ve işletilmeye başlanmaktadır. İki kavram birbiri ile çok bağlantılıdır. Süreç içinde birbirini hem etkiler hem de birbirinden etkilenir. Toplumsal cinsiyet bir ayrım getirmektedir. Bu ayrımın sebebi toplumların kültürü de bağlıdır. Erkeğe daha çok fiziksel gücün önemini belirten, kadının üstünde biri olarak yorumlanmasına götürürken; kadını daha çok ev merkezli olmaya yöneltip; erkeğin daha altında olduğu algısı yaratmıştır. Yani toplumun geleneksel kültürü kadının davranış, düşünce, inanç, görünüm, tutum ve algılarıyla ‘’kadınca’’ ; erkeğin ise ‘’erkekçe’’ olmasını istemekte ve bunu dikte etmektedir. Bu da en büyük problemlerden biri olan kadın şiddeti de beraberinde getirmektedir. Sonuç olarak; tarihsel süreç içinde cinsiyet ayrımı ve toplumsal cinsiyette bu ayrım değişmiştir. Günümüze yaklaştıkça ayrım her ne kadar devam etse de eskisine kıyasla hafiflemiştir. Fakat şiddet oranları artmıştır. Modernleşme ile kadına verilen önem artmıştır ve kadınlar da sosyal hayatta etkin olmuşlardır. Dilerim ki kadına olan şiddet son bulur ve ülkemizde aile kurumu başta olmak üzere her alanda daha iyi, sağlıklı yaşamlar süreriz.

IŞIL YAĞMUR ÜNVER
İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ/SOSYOLOJİ

Konuşmayı oyla

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Comments

Konuşmaya Yorum Yapabilirsin!

Loading…

Yorumlar

Yorumlar

İnsanın Yeri (Fatmanaz Gökkaya)

Dünyanın Kırmızı Alarmı: Nükleer Silahlanma Sorunu (Elif İpek Bilek)